Müdüroğlu: “8 Mart; yalnızca dayanışmanın değil, hesap sormanın günüdür”

Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması düzenledi. Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Zeliha Özen Müdüroğlu tarafından okunan açıklamada; Şanlıurfa’da her yıl artan kadın cinayetlerine, şüpheli ölümlere ve korunamayan kadınlara vurgu yapılarak kentteki adli vakalara dikkat çekildi.

Şanlıurfa Barosu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“8 Mart; yalnızca bir anma günü değil, dünyanın dört bir yanında yaşam mücadelesi veren kadınların gerçeğiyle yüzleşme ve adalet talep etme günüdür. Bugün savaşların, iç çatışmaların, mezhep temelli gerilimlerin ve otoriter politikaların gölgesinde en ağır bedeli yine kadınlar ödemektedir.

Silahlı çatışmalar ve krizler, kadınların yerinden edilmesine, yoksullaşmasına ve cinsel şiddetin hedefi olmalarına yol açmış; ülkelerin kendi iç hukuk düzenlemeleri çoğu zaman kadınların temel haklarını güvence altına almakta yetersiz kalmıştır. Gazze’de bombardımanlar kadınları temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmış ve insani koşulları ağır biçimde etkilemiştir. Sudan’daki iç çatışmalar kadınları cinsel şiddet ve sistematik saldırıların hedefi hâline getirmiştir. Yemen’de süren insani kriz, kadınları açlık ve sağlık hizmetlerinden yoksun bırakmıştır.Ukrayna’da savaş milyonlarca kadını göç yollarına düşürmüş, iç hukukun kadın haklarını güvence altına almakta yetersiz kaldığı Afganistan’da kız çocuklarının eğitim hakkı fiilen engellenmiş ve kadınların kamusal alandaki varlığı ağır biçimde sınırlandırılmıştır. İran’da baskı ve bölgesel gerilimler, kadınların ekonomik ve siyasal haklara erişimini hâlâ kısıtlamaktadır.

Silahlı çatışmaların ve mezhepçi politikaların hâkim olduğu her yerde tablo ortaktır: Kadınlar yerinden edilir, yoksullaşır, cinsel şiddetin hedefi olur ve siyasal krizlerin sembolik alanına dönüştürülür.

Ancak savaş olmayan ülkelerde de kadınlar güvende değildir. Kadına yönelik şiddet; evin içinde, sokakta, işyerinde ve dijital ortamlarda sürmekte, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel boyutlarda kadınların yaşam alanlarını daraltmaktadır. Baromuzun yürüttüğü izleme çalışmalarında bir ilde dahi yüzlerce kadının şiddet nedeniyle resmi başvuru yapmak zorunda kaldığı, kadın konukevlerine sığınmak zorunda kaldığı, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin adli kayıtlara yansıdığı görülmüştür. Bazı kadınlar defalarca başvurmasına rağmen etkin biçimde korunamamıştır; bazı ölümler ilk aşamada “intihar” olarak kayda geçirilmiş, etkili soruşturma yükümlülüğü yerine getirilememiş ve tedbir kararlarının ihlali karşısında caydırıcı yaptırımlar uygulanmamıştır.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yalnızca bireysel suçlar değildir; eşitsizlikten beslenen yapısal bir insan hakları sorunudur. Uluslararası sözleşmeler ve anayasal düzenlemeler devletlere açık yükümlülükler yüklemekte; önlemek, korumak, etkili soruşturmak ve cezasızlıkla mücadele etmek devletin temel sorumluluğudur. Bu yükümlülükler yerine getirilmediğinde, savaş da barış da kadınlar için hâlâ güvencesiz hale gelmektedir.

Bu 8 Mart’ta; Gazze’de enkaz altında kalan ve temel hizmetlerden yoksun bırakılmış kadınları, Ukrayna’da göç yollarına düşmüş anneleri, Sudan’da cinsel şiddet ve saldırı riskine maruz kalmış kadınları, Rojova’da kadınlar çoğu zaman gıda bulma ve güvenli bir yaşam kurma mücadelesi veriyor.Yemen’de açlık ve sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılmış kız çocuklarını, Afganistan’da eğitim hakkı elinden alınmış kız çocuklarını, İran’da baskıya rağmen kamusal alanda var olmaya çalışan kadınları , yaşam mücadelesi veren, hakları için direnen, şiddet ve eşitsizliğe karşı sesini yükselten tüm kadınları anıyoruz. Kadınların yaşam hakkı evrenseldir; savaş, mezhep, güvenlik ya da gelenek hiçbir gerekçe gösterilerek sınırlandırılamaz.

Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara yönelik şiddete, savaşa ve cezasızlığa karşı mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. 8 Mart; yalnızca dayanışmanın değil, hesap sormanın günüdür.”