27 Nisan E-Muhtırası! Bir bildiri, bir seçim, bir dönüm noktası…
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde laiklik vurgusuyla dikkat çeken açıklama, o dönemin hükümeti tarafından “muhtıra” olarak nitelendirilmiş ve Türk demokrasisinde önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçti.
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde AK Parti tarafından Abdullah Gül’ün aday gösterilmesi, laiklik tartışmalarını alevlendirmişti.
Genelkurmay’ın gece yarısına yakın yayımladığı bildiride şu ifadeler yer aldı: “Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.”
Bildirinin internet üzerinden yapılması nedeniyle “e-Muhtıra” adını alan metin, o gece kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
MUHTIRAYI KİM YAZDI?
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın daha sonra katıldığı bir televizyon programında “Kendisi tarafından yazıldığını” belirttiği bildiri, 367 kriziyle birlikte Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı oylamasını da etkilemişti.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası süreç, 22 Temmuz 2007’de erken genel seçime yol açtı. Seçimde AK Parti oyların yüzde 46,6’sını alarak tek başına iktidarını güçlendirdi ve Abdullah Gül, 11. Cumhurbaşkanı seçildi.
E-Muhtıra, vesayetçi anlayışın son örneklerinden biri olarak sıkça tartışılan bildiri, 29 Ağustos 2011’de Genelkurmay’ın sitesinden kaldırıldı.
SİYASİLERİN MESAJLARI
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, şu ifadeleri kullandı: “Muhtıra, Türkiye’de demokratik hayatı son derece zehirleyen, tahrip eden, berhava eden, işlevsiz kılan kötü bir geleneğin önemli enstrümanlarından maalesef bir tanesiydi. Buna karşı da Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet direnemedi.
27 Nisan’ın önemi nedir? İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümeti bu muhtıraya direnmiştir. Buna aslında muhtıra da dememek lazım. Çünkü bir muhtıra vermek istediler. Hükümet direnince o, kağıt parçası oldu. Yani bu, hesap edilmemiş bir şeydi ve Türk siyasi hayatında bir ilkti.”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, şu ifadelerikullandı: “27 Nisan e-muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti. Bu girişim, doğrudan millet iradesini hedef alan, demokratik meşruiyeti yok sayan bir vesayet teşebbüsü olarak tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.
O gece verilen cevap netti: Türkiye, artık vesayet odaklarının hizaya sokabileceği bir ülke değildir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlı ve onurlu duruş, yalnızca bir siyasi refleks değil; devlet ile millet arasındaki bağın sarsılmazlığının açık bir ilanıdır.”
AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, şu ifadelerikullandı: “27 Nisan muhtırasına karşı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümet tarafından gösterilen demokratik tepki siyasi tarihimizde yeni bir dönemi başlatmıştır.
Bu kararlı ve dirayetli duruşla muhtıra tarihin çöplüğüne atılmış, Millet iradesi Devlet idaresine hakim olmuştur.
Bugün ülke içinde ve ülke dışında elde ettiğimiz büyük başarıların altında o gün ortaya konulan bu güçlü irade yatmaktadır.”
